Radyo 3 Hilal Canlı Dinle
Radyo 3 Hilal Uygulaması
Google Play
Appstore
Diğer Dinleme seçenekleri
Media Player
Winamp
MAHMUT POLAT
MAHMUT POLAT

Mahmut Polat Biyografisi, çıkartmış olduğu mp3 albümleri

Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinin sal ördek köyünde 1959 yılında dünyaya geldim altı aylıkken zaten ekin işleri için köyde olan ailemle TRABZON gitmişiz çocukluğum burada geçti ilk okul 2 sınıfta okul korosuna seçti beni öğretmenim yine aynı yıllarda abım AHMET POLAT in eve getirdiği balgama ile tanıştım.

Babamın onca hakaretine ve çingene misiniz siz ne bu çalgı çulgu nidaları arasında atılan şamarlar gözümü yıldırmış sadece öğrenmeye çalışanları izlemek durumunda kalmıştım ama saz sanki beni içten içe sarıyor ve bütün cazibesiyle içine çekiyordu tüm benliğimi yavaş yavaş . Radyoda dinlediğim ozanlar ve yurttan sesler korosu ise büyülü destanlar memleketinin bana ulaşan öyküleri gibiydi ozanlar kahraman türküler ninni anlatılanlar ise destandı bende dinlerken hayal aleminde o dünyada gezen yaşayan bir çocuk misali idim.içimdeki ilham bedenimi rahatsız ediyor her elime kalemi aldığımda sözden çok mani şiir dökülüyordu iç güdüsel olarak birde dudaklarımdan dökülen melodi ile birleşince uçuyordum kurduğum dünyam da.ancak hala aleni saz çalamıyor sadece izliyor ve kimsenin olmadığı zamanlarda ise sazı elime alıp çalıyordum çok da ilerletmiştim ama bunu kimseye söyleyemiyordum korkum dan.ilk okul bitti(1969) babam İstanbul Pendik ten yer alınca ver elini İstanbul göç ettiğimiz yıllar abım iyi saz çalmaya başlamıştı babama rağmen.

Orta okula yazıldıktan sonra babamın iş hayatının yoğunluğuyla da etkin denetimi elinden bırakmıştı bende Pendik halk evininin folklor kurslarına başlamıştım hem folklor oynuyor hem THM korosunda saz çalıyordum.bir çok ünlünün uğradığı bu yerde ünlü sanatçılara sazla eşlik arkadaşlarda vardı şanslıydım ben çok iyi bir gözlemci olarak kulağım ve gözüm onların ellerin de nağmelerin de idi bu uzun yıllar sürdü çok saz taşıdım her bölgeyi oynayacak kadarda folklor’ünü öğrendiğim gibi de oyun müziklerini de örgenmiş balgama ile icra ediyordum.

1976 yılındaPendik lisesin den tuzla lisesine yollandıktan sonra okuma keyfim kaçmıştı o yılki konservatuar imtihanlarına girerek şan bölümünü kazanmıştım ve kayıt yaptırıp Nişantaşı devlet konservatuarına gitmeye başlamıştım iyi ama şan bölümü batı müziği ve orada okuyanlarda hep sosyete zengin çocuğu idi ayak uydurmak ne kelime tam bir köylü kültürü içinde aralarında Anadolu’yu sanki tek başına temsil ediyordum bir ev parasına bir piyano alıyor ve her okul çıkışı diskoteklere gidiyorlardı. Babam ise okuldan memnun değildi ve bana para vermiyor ne olacaksın çingene misin çalgıcı mısın diyerek de dışlıyor. kınanıyor ve küçümsüyordu .

Maddi yetersizlikler ve arkadaşlarıma mahcubiyetlerimin sayısı artmaya başlayınca okuldan ayrıldım Babamın işleriyle meşgul olmaya başladım.ama halk evindeki çalışmalarıma devam ediyordum.burada 8 defa yurt dışına çıkmış milli folklor’cu olarak ülkemizi temsil etmiş birincilikler almıştık Pendik’te ikamet eden istabul radyosu THM sanatçısı SONER ÖZBİLENDEN NOTA SOLFEJ dersleri alarak bilgi birimimi yeterli seviyeye getirme gayretlerimi de sürdürmekteydim.

Nerdeyse bütün yöresel türküleri, oyunları örgenmiş icra ediyordum.popüler müzikten zevk alamıyor geleneksellikten radyo repertuarından da vazgeçmiyordum bu arada yaktığım türküleri müzisyen arkadaşlarımla icra edip kayıt yaptıktan sonra SONER ÖZBİLEN dinletiyordum nasıl diye soruyordum bir nevi nabız yokluyor yaptığım müzik ve sözlerin sanatsal değerlerini öğrenmeye çalışıyordum.
Bir gün ERZURUM’A yolum düşüp de aşıklar kahvesindeki atışmaları dinledikten sonra . yaptığım çalışmaların ne olduğu anladım.tanıştığım AŞIK EROL ŞAHİNER.NURİ ÇIRAGI.ile yerel kültüre doğru yönümü tamamen çevirdim ve bu uzun yolculuğa çıkma kararımı ta o günlerde verdim köksüz hiçbir şey olamayacağını anlamış ve mensubiyet duygusu ile türkülere bir başka sarılmıştım PİR SULTAN ABDAL ı YUNUS ERMEYİ .DADAL OĞLUNU KÖR OĞLU nu kısacası Türk kültür oluşumundaki mihenk taşı olan bütün ustaları dinliyor ve onları yaşadıklarını anlamaya çalışıyordum.

1990 bir dinletide yaptığım eserleri beğenen kasetçinin teklifi ile(memleketim)adlı albümümü çıkardım bu benim cesaretimi artırmış çalışmalarıma hız vermiştim olaylar .yaşananlar karşısında duygulanır ve bir şeyler karalıyor ve müzikle bunu kendi kendime okuyordum zamanla etkilendiğim bu büyük zatlarla beslenen bu kabiliyetim folklor bilgimle de birleşince ozan MAHMUT POLAT ın halkın gönlünde doğuşu oldu çünkü etrafımdaki dinleyenlerim bana ozan mahlasını takmıştı bile.Karadeniz sınırları içinde olan memleketim GÜMÜŞHANE ye olan tutkum ve katıldığım yerel konser festivaller kurtuluş günlerinde anladım ki memleketimizin özgün türküleri yok ve kimse buna el atmamış ve memleketimin insanları kendi türküleri yerine diğer yöre türkülerini aşıklarını dinliyor sanki bizim yerel kimliğimiz ve kültürümüz yok gibiydi yitik bir şehrin olmayan yerelliğin ve kültürün çocukları gibiydik nerelisin ozan dediklerinde göğsümü gere gere GÜMÜŞHANELİYİM dediğimde GÜMÜŞHANE’DEN sanatçımı çıkar sözleri işle karşılaşıp üzülüyordum.takı KOCAELİ’NİN-KÖRFEZ ilçesindeki bir konserde sahneye çıkan sanatçıların o devrin popüler türkülerini adaptasyon ederek ( şu Fırat’ın suyu demek yerine_şu Kelkit in suyu diyerek adaptasyon la uyduruk şeyler mırıldanıyorlardı bende körfez belediyesinin kültür müdürlüğünü yapıyordum o dönemlerde davet ettiğim üst seviye bir memur ozan ben Gümüşhane kültürünü tanımayacağımı sanıyordum gecenizde ama senin söylediğin türküler hariç ben kendi yöremi yaşadım sizin bu kültür geceniz de yörenizin dernek başkanlarına teşekkür ederim diyerek gülümsedi .

Bu beni dehşet üzmüştü o gün karar verdim memleket olurda türküsü ve kültürü olmaz mı ve bu halk kendi kültürünü sevmez mi ilgi duymaz mı diye o günden sonra bütün yaşlı deleri neneleri ve yerel düğünleri toplantıları dolandım sadece benim doğduğum köyden 10 türkü derledim o günden bu zaman kadar yaktığım türkülerin motifsel yapılarını geleneksel Gümüşhane kültür özelliklerini taşımasına özen gösterip türkü,hikaye,ağıt,fıkra,oyun ve yaşanmış öykülerini derleye başladım şimdi çok iyi bir arşiv e sahibim . 2000 yılında kültür bakanlığını mülakatlarını kazanarak bakanlığın yerel sanatçısı unvan’ını da kazanmış oldum derlediğim türküleri kültür bakanlığını halk kültürleri araştırma geliştirme müdürlüğünün türkü repertuarına memleketim adına onlarca türkü kazandırdım.

Bizden sonra gelenler uyduruk türkü okumak zorunda kalmayacaklar bunu için memleketime olan gönül borcumu ödediğime inanıyorum bu çalışmalarım hala devam etmektedir şu an derlediğim türkülere de yer vererek 7. kasetimin alt yapı çalışmalarını yapmaktayım kıt kanaat imkanlarım la /’ya bırak şu GÜMÜŞHANE yi ekmeğine bak’ diye bana tavsiyede bulunan kendi kültüründen utanan saygı değer !!!! bazı hemşerilerime rağmen ben hala bu çalışmalarıma devam ediyorum hiç maddi yardım görmeden manevide kösteklere rağmen yaktığım CAN GÜMÜŞHANE türküsü milli marş gibi olmuş hem yöresel ağızlar da hem de memleketlimin dilinden düşmemektedir radyolarda en çok istek alan türkü haline gelmiş hatta bir hemşerim bana ozan şu (CAN GÜMÜŞHANE) türkün sayesinde biz de Karadenizli olduk diyerek memnuniyetini bildirmiştir yaptığım mücadelenin boşa gitmediğini bu şekilde anlıyorum Türkiye’yi defalarca bağlama çalıp türkü söyleyerek dolandım gitmediğim şehir veya kasaba kalmadı hayranlıkla dinlediğim ozan aşık ve ünlü popüler sanatçılarla defalarca aynı sahneyi paylaşmak nasip oldu . Yurt dışın defalarca konser verdim .
Çalışmalarım ömrüm oldukça türkü tadında sürecek bütün katıldığım etkinliklerde her şeye rağmen yerel türküleri okumaya ve özgün bestelerini söylemeye çığırmaya devam edeceğim kültürümüz kimliğimizidir bunu aklımdan çıkarmadım ve kimliğimden de hiç utanmadım .

Saygılarımla

Sanatçımızın Çıkarmış Olduğu Albümler

Özlettiler
Devlet Gelecek
Birliğimiz Doğdu Geliyor 

Okunma Sayısı: 7198
2015 © Copyright Radyo 3 Hilal Tüm hakları saklıdır.