Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

1929’da Elazığ’ın Ağın ilçesinde doğdu. İlköğrenimini burada gördü. Akçadağ Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra öğretmenliğe başladı.

Akçadağ Köy Enstitüsü’nden mezun olan şair, gençlik yıllarında başladığı şiir sanatını bir delikanlı hevesiyle sürdürürken Nihal Atsız’ın “Bozkurtların Ölümü” adlı romanını okur. Genç bir köy öğretmeni iken okuduğu bu roman, ileride onun şiirinin kaynağını oluşturur. Manzum yazıların hafızalardan daha geç silineceğini düşünen şair, romanı manzum hikâyeye dönüştürmeye çalışır. Nihal Atsız’ın da teşvikiyle çalışmalarına hız verir.
Niyazi Yıldırım’ın şiirleri, bent, kıta ve beyit şeklinde tertip edilmiştir. Serbest nazımı da zaman zaman kullanan şair beyitlerini genellikle gazel tazında yazmıştır.

Türk tarihinde efsaneleşmiş Dede Korkut Hikâyelerinden birkaçını manzum olarak yeniden yorumlarken fikirlerini de tarih çerçevesi içine yerleştirir. Dede Korkut üslûbuyla oluşturduğu manzum hikâyeler, eski tarihin yeniden gözden geçirilmesi gibidir. Diğer bir ifadeyle; tarihî şahsiyetler ön plâna çıkarılmış, efsane ve mitolojik motifler yeniden çizilmiştir. Tabiî bu arada uçsuz bucaksız Asya Bozkırları üzerinde vatan kuran alperenler de devleştirilmiştir.

Alp, İslâmiyet öncesi hayatımızın kahramanları; Eren İslâmiyet sonrası hayatımızın bilge kişileridir. Şair kimileri gibi Türk tarihini İslâmiyet’in doğuşuyla başlatmaz, bilâkis İslâmiyet öncesinin Alp’i ile İslâmiyet sonrasının Eren’ini birleştirerek yeni bir terkip oluşturur. Ardından da: “Alperen, maddî ve manevî erdemleri şahsında birleştiren bir insan tipidir.” diyerek onları yüceltir. Bununla da yetinmeyen şair; alperenleri Anadolu’yu doğudan-batıya defalarca kat eden sıradağlara benzetir. “Bu sıra dağlar, Alperen dedelerime ne kadar benziyor. Sırt sırta, omuz omuza yaslanan bu dağlar ve Alperenler ölmüşler, fakat dümdüz toprak değil, ulu ulu dağlar olmuşlar” diyerek yeri sabit tutan dağları Türk’ü ayakta tutan alperenlerin mezar tümseğine benzetir.

Çeşitli köy ve kasabalarda 19 yıl öğretmenlik yaptı. Sonra sırasıyla İlköğretim Müfettişliği, Milli Eğitim Bakanlığı Yayımlar Genel Müdürlüğü’nde Şube Müdür Yardımcılığı, Şube Müdürlüğü, Genel Müdür Yardımcılığı, İstanbul’da Devlet Kitapları Müdürlüğü vazifelerinde bulundu. 1978’de emekli oldu. Daha sonra Türk Edebiyatı Vakfı ve Doğu Türkistan Vakfı’nda çeşitli idari vazifelerde bulundu. “Doğu Türkistan’ın Sesi” dergisini yönetti. Son olarak “Türkiye” gazetesinin Kültür-Sanat köşesini idare etti. Vefatına kadar bu vazifeyi yürüttü.

Üst üste üç defa beyin ameliyatı oldu. “Aylardan Ağustos, günlerden Cuma” diye başlayan Malazgirt Marşı’nda belirttiği gibi, 1992 senesi Ağustos ayının 21’inde Cuma günü İstanbul’da vefat etti.

Türk milletinin tarihine, kültürüne ve meselelerine vakıf olan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, İslamiyetin ve Türklüğün en güzel motifleriyle işlediği destanlarıyla Türk edebiyatına çok şeyler kazandırdı. İlkokul sıralarından itibaren şiir yazmaya başladı.

Eserleri:

1. Bozkurtların Ruhu (1952)
2. Genç Osman Destan (1959)
3. Kür Şad Destanı (1970)
4. Malazgirt Destanı (1971)
5. Bozkurtların Destanı (1972)
6. Kopuzdan Ezgiler (1973)
7. Salur Kazan Destanı (1974)
8. Boğaç Han Destanı (1978)
9. Destanlarda Uyanmak (1979)
10. Destanlar Burcu (1990)
11. Alp Erenler Destanı (1991)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.